Konular

Miras Paylaşım Ayetleri

İniş Sırasına Göre


Medeni Sureler

BAKARA SURESİ

İniş Sırası: 87 • Mushaf Sırası: 2 • Medeni Sure • 286 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


180. Birinize ölüm gelir de geriye mal bırakmış olursa, onu, anası, babası ve en yakınları arasında belirlenmiş paylara göre bölüştürmek,[*] içinizden Allah’tan çekinerek kendini koruyanlar üzerine farz kılınmıştır.

[*] “belirlenmiş paylara göre bölüştürme” diye meâl verdiğimiz bölüm şudur: “ٱلْوَصِيَّةُ لِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ بِٱلْمَعْرُوفِ” Buradaki ٱلْوَصِيَّةُ = el-vasiyyeh, birine belli bir görev yüklemektir (Lisân). El-vasiyyeh’deki “el” takısı muzafun ileyhten ıvazdır; vassiyet’üt-taksîm = paylaştırma görevi, anlamındadır. El-maruf =ٱلْمَعْرُوفِ da paylaştırmanın, miras âyetlerindeki ölçülerin iyice düşünülerek elde edilen sonuçlara göre yapılması gerektiğini ifade eder.

181. Bunu duyduktan sonra payları kim değiştirirse, günahı değiştirenlerin boynunadır. Dinleyen ve bilen Allah’tır.

182. Mirası paylaştıran kişi,[1*] bir tarafa meyletmekten veya günaha girmekten korkar da mirasçıları uzlaştırırsa, yanlış yapmış[2*] olmaz. Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah’tır.

[1*]"Mirası paylaştıran” diye tercüme ettiğimiz “mûsin= موص ” kelimesi sözlüklerde ‘mûsil = موصل’ maddesi altında açıklanmaktadır. Mûsil kelimesinin anlamı, bir şeyi diğerine ulaştırandır. (Mekâyîs)

[2*] Ayetteki إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğallıktan uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredât).

NİSA SURESİ

İniş Sırası: 92 • Mushaf Sırası: 4 • Medeni Sure • 176 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


7. Ana-baba ve en yakınların bıraktıklarından erkeklerin payı vardır. Ana-baba ve en yakınların bıraktıklarından kadınların da payı vardır. (Bıraktıkları miras) Az veya çok olsun[*], paylar farz olarak belirlenmiştir.

[*] Arap dili açısından buradaki مِمَّا قَلَّ مِنْهُ أَوْ كَثُرَ = az olsun veya çok olsun ifadesi مِّمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالأَقْرَبُونَ = Ana-baba ve en yakınların bıraktıklarından sözünün bedelidir (Zemahşeri, el-Keşşaf). Yani o sözün yerine geçecek şekilde söylenmiştir.

8. Mirasın paylaştırılması sırasında akrabalar, yetimler[1*] ve çaresiz kalmış kimseler[2*] bulunursa, mirastan onları da rızıklandırın ve onlara marufa (Kur’an’a)[3*] uygun söz söyleyin.

[1*] Ölenin bıraktığı yetimler veya hayatta iken destek olduğu ve ölümüyle birlikte desteksiz kalan yetimler.

[2*] Ölenin daha önce maddi desteğini görmekte olan ve bu ölüm nedeniyle çaresiz(miskin) durumuna düşen diğer kimseler(Örneğin ölen tarafından eğitim masrafları üstlenilmiş olan bir öğrenci)

[3*] Payların Allah tarafından farz olarak belirlendiğini, bu nedenle aksine bir tasarrufta bulunmanın mümkün olmadığını söyleyin.

9. Arkalarında, soylarından zayıf kimseler bıraktıkları takdirde, onlar için endişe edecek olanlar, (kendilerini, miras bırakan kişinin yerine koyarak) Allah’tan çekinsinler de yanlış yapmayı engelleyecek söz söylesinler[*].

[*] Hem onları aç ve açıkta bırakmamak için mirastan, geçimlerini sağlayacak bir desteğin verilmesi gerektiğini hem de paylar, Allah tarafından farz olarak belirlendiği için oların miras paylarının artırmanın mümkün olmadığını söylesinler.


11. Allah evladınız konusunda size görev yükler; erkeğin payı, iki kızın payı kadardır. Eğer kızlar ikinin üstünde ise, bıraktığının üçte ikisi onlarındır; şayet bir kız ise yarısı onundur. Ana-babadan her birine, ölenin çocuğu varsa altıda bir verilir. Ölenin çocuğu olmaz, anası babası ona varis olursa anasına üçte bir pay verilir[*]. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir. Bunlar, yaptığı vasiyetin yerine getirilmesinden veya borcunun ödenmesinden sonra olur. Babalarınız ve oğullarınız... Onlardan hangisinin faydalı olma bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bu sebeple) paylar Allah tarafından belirlenmiştir. Allah bilir, doğru kararlar verir.

[*] Buradaki hükümler, ölenin annesinin ve babasının mirasçı olması halinde uygulanır. Yalnız babası mirasçı ise annesinin çocukları Nisa 4/12. ayetteki kelâle hükümlerine göre miras alırlar. Yalnız annesi mirasçı ise babasının mirasçıları Nisa 4/176’daki kelâle hükümlerine göre miras alırlar. Mirasçı olarak ölenin sadece kardeşleri kalmışsa annesinin çocukları Nisa 4/12, babasının çocukları da Nisa 4/176’ya göre mirasçı olurlar. Bütün bu paylaşımlar, eşlerin payı çıkarıldıktan sonra yapılır.

12. Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bunlar, yaptığı vasiyetin yerine getirilmesinden veya borcunun ödenmesinden sonra olur. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Miras bırakan erkek veya kadın (ana tarafından) kelâle olur, (anası ve evladı olmaz) erkek veya kız kardeşi bulunursa her birinin payı altıda birdir. Bunlar birden fazla iseler mirasın üçte birini eşit olarak paylaşırlar. Paylaşım, (mirasçıya) zarar vermeyecek şekilde yapılan vasiyetten veya borçtan sonra olur. Bütün bunlar Allah’ın vasiyeti, size yüklediği görevdir. Allah bilir, yumuşak davranır.

13. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlarıdır. Allah'a ve elçisine kim itaat ederse onu, ölmemek üzere kalacağı ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. En büyük kurtuluş işte budur.

14. Kim koyduğu sınırları aşarak Allah'a ve elçisine başkaldırırsa onu, ölmemek üzere kalacağı bir ateşe[*] sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.

[*] Ateş diye tercüme ettiğimiz nar kelimesi nekre yani belirsiz olduğu için cehennem diye tercüme edilmesi doğru olmaz. Allah’ın sınırlarını aşanlar, bu dünyada da kendilerini yakarlar.


19. Ey inanıp güvenenler (müminler)! Kendilerinden hoşlanmadığınız halde[*] kadınlara mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Onlara verdiğinizden geri almak için baskı da yapmayın; ispatlanabilir bir fuhuş yapmış olurlarsa o başka. Onlarla marufa (Kur’an ölçülerine) uygun geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız bakarsınız ki siz bir şeyden hoşlanmıyorsunuz ama Allah onda birçok hayırlar yaratacak olabilir.

[*] Ayetteki “Kendilerinden hoşlanmadığınız halde” ifadesi kerhen = كرها kelimesinin tercümesidir. Bu kelime haldir yani durum bildirir. Tefsir ve mealler onun kadınların durumunu bildirdiği şeklinde değerlendirmişler ve ayete şu şekilde anlam vermişlerdir. “Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir.” Bunu iki şekilde açıklamışlardır. Biri, kadının kendisinin bir miras malı gibi algılanmasıdır. Kadınları mal gibi görmek Cahiliye dönemine ait bir gelenektir. Ayete bu şekilde bir anlam vermek, onu tarihe gömmek olur. Diğeri de bir kişinin, ayrılmak isteyen bir kadını boşamayıp ölmesini beklemesi ve zorla ona mirasçı olmasıdır. Kur’an’ın kadına iftida hakkı vermesi sebebiyle bu da mümkün olamayacağından “kerhen” kelimesinin failin(öznenin) yani kocaların durumunu bildirir şekilde tercümesi daha uygundur. Ancak böyle bir tercüme ilgili ayetlerle bütünlük oluşturmaktadır.


33. Herkese, ana baba ve akrabalarının bıraktıklarına mirasçı olma hakkı tanıdık[1*]. Kendileriyle güçlü sözleşme[2*] yaptığınız kimselere (eşlerinize) de paylarını verin. Allah her şeye şahittir.

[1*] 7. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir.

[2*] Nikah sözleşmesi, akdi. Bkz.: Nisa 4/21


176. Senden fetva istiyorlar. De ki "Kelâle[*] konusundaki fetvâyı size Allah veriyor." Bir kimse ölür, çocuğu olmaz, tek bir kız kardeşi bulunursa bıraktığı mirasın yarısı ona kalır. Kız kardeş ölür de çocuğu bulunmazsa erkek kardeş onun bütün mirasını alır. Kız kardeşler iki tane ise, mirasın üçte ikisi onlarındır. Mirasçılar; erkek ve kız kardeşler ise erkek, iki kıza eşit pay alır. Yanılırsınız diye açıklamayı size Allah yapıyor. Allah her şeyi bilir.

[*] Kelâle, babası ve/veya anası ve çocuğu olmadan ölen kişidir. Anası ve çocuğu olmadan ölürse kardeşlere ne kadar miras verileceği (Nisa 4/12) âyette geçmişti. Bu âyette de babası ve çocuğu olmadan ölenin mirasıyla ilgili hükümler bildirilmektedir.

MAİDE SURESİ

İniş Sırası: 112 • Mushaf Sırası: 5 • Medeni Sure • 120 Ayet

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


106. Ey inanıp güvenenler! Sizden birine ölüm hali gelir de vasiyet edecek olursa içinizden güvenilir iki kişi aranızda şahit olsun. Eğer yolculuk yaptığınız sırada ölüm gelip çatarsa sizin dışınızdan iki kişi de olabilir. Şahitlerden şüphelenirseniz namazdan sonra alıkoyar, şöyle yemin ettirirsiniz: “Vallahi bu işten bir kazancımız yoktur, isterse en yakınımız olsun. Allah için yapılan şahitliği de gizlemeyiz. Öyle olsa elbette günaha gireriz.”

107. Eğer şahitlerin, dalavereyle hak yiyecekleri sezilirse, haklarını yemek istedikleri kişilerden ikisi onların yerine geçsin, şöyle yemin etsinler: “Vallahi, bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkını istemiyoruz. Öyle yaparsak elbette yanlış yapanlardan oluruz.”

108. Böylesi gereği gibi şahitlik için yeterli, yeminlerinin daha sonra başka yeminlerle reddedilmesi korkularını iyice azaltmak için uygun olur. Siz, Allah’tan çekinin ve dinleyin. Allah, yoldan çıkan fasıklar topluluğunu yola getirmez.