Konular

Allah'ın Kimi Sapıklıkta Bıraktığını Anlatan Ayetler

İniş Sırasına Göre


MÜZZEMMİL SURESİ

İniş Sırası: 3 • Mushaf Sırası: 73 • Mekki Sure • 20 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


15. Size şahitlik edecek bir elçi gönderdik. Nitekim Firavun’a da bir elçi göndermiştik.

16. Firavun o elçiye karşı koymuştu. Biz onu çok kötü yakalamıştık.

17. Ayetleri görmezlikten gelirseniz, çocukları bile ihtiyarlatan bir günde kendinizi nasıl koruyacaksınız?

18. O gün gök yarılacak, Allah’ın verdiği söz yerine getirilecektir.

19. Bunlar, aklınızdan çıkarmamanız gereken bilgilerdir. Yapması gerekeni yapan[*] Rabbinin gösterdiği yola girer.

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir(Müfredât).

MÜDDESSİR SURESİ

İniş Sırası: 4 • Mushaf Sırası: 74 • Mekki Sure • 56 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


31. O ateşin yöneticilerini meleklerden başkası yapmadık. Sayılarını da sırf kafirler için bir imtihan sebebi yaptık. Böylece kendilerine kitap verilenler kesin kanaate varır; müminlerin güvenleri artar, kendilerine kitap verilenler ile müminler kuşkuya düşmezler. Kalplerinde hastalık olanlarla kafirler de “Allah bu örnekle ne demek istiyor?” derler. Allah, sapıklığın gereğini yapanın sapıklığını onaylar, doğru yolda olmanın gereğini yapanı da yola getirir. Allah’ın ordularını kendi dışında kimse bilmez. O (Kur’an), tüm insanlık için doğru bilgiden başkası değildir.


49. Bunlar nelerine güveniyorlar da akıllarında tutmaları gereken bilgiden (Kur’an’dan) yüz çeviriyorlar?

50. Ürkmüş eşekler gibi davranıyorlar,

51. aslandan ürküp kaçan eşeklere benziyorlar.

52. Aslında onlardan her biri, kendine açık seçik sayfalar verilmesini ister.

53. Hayır (herkese sayfa verilmez)! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

54. Hayır hayır, o (Kur’an) akılda tutulması gereken bilgidir.

55. Gerekeni yapan herkes o bilgiyi kafasına yerleştirir.

56. Allah gerekli desteği vermezse[*] kimse bu bilgiyi kafasına yerleştiremez. Destek verdiği kişi de Allah’a karşı yanlış yapmaktan kaçınan ve affedilmeyi hak edendir.

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. Özne Allah ise “gereğini yarattı” anlamına gelir. (Bkz. Müfredât). Burada yaratılması beklenen şey, o bilgiyi kavrama gücüdür.

TEKVİR SURESİ

İniş Sırası: 7 • Mushaf Sırası: 81 • Mekki Sure • 29 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


26. Öyleyse nereye gidiyorsunuz?

27. Kur’ân, herkes için doğru bilgidir (zikirdir)[*] .

[*] Zikir, kafaya yerleşmiş kullanıma hazır bilgidir. Allah’ın zikri, Allah’ın âyetlerinden öğrenilir. Onu akla ve dile getirmek de zikirdir. Akıldan çıkarılmaması gerek zikir yani doğru bilgi Allah’ın Kitabında olandır. Bu sebeple ilâhî kitapların ortak adı Zikir’dir. (Enbiya 21/24) Bir âyet şöyledirr: “Bilin ki, kalplerin yatışıp rahatlaması Allah’ın zikri ile olur.”(Ra’d 13/28)

28. İçinizden doğru olmanın gereğini yapanlar için.

29. Varlıkların Rabbi (Sahibi) olan Allah gerekli desteği vermezse[*] yapabileceğiniz bir şey yoktur.

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. Özne insansa “gereğini yaptı”, Allah ise “gereğini yarattı” anlamına gelir. Onun mutlaka bir gizli nesnesi/mef’ulü olur ve o nesne cümlenin akışından anlaşılır (Bkz. Müfredât). Bir şeyin olması için Allah’ın ‘Ol!’ emrini vermesi gerekir. (Yasin 36/82) Bu âyete göre, Allah’ın böyle bir emri olmadan hiçbir şey yapamayız.

ARAF SURESİ

İniş Sırası: 39 • Mushaf Sırası: 7 • Mekki Sure • 206 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


99. Bunlar Allah’ın düzenine karşı kendilerini güvende mi görüyorlar? Allah’ın düzenine karşı kendilerini güvende görenler sadece kaybedecek olan topluluklardır.

100. Eski sahiplerinden sonra o yerlere mirasçı olanlar şunu göremediler mi ki zorlayıcı düzen kursaydık onları günahları yüzünden yakalardık ve kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluştururduk. Artık onlar dinleyemezlerdi.

101. Bunlar, sana bir kısım haberlerini anlattığımız kentlerdir. Elçileri onlara o açık belgelerle (mucizelerle) gelmişlerdi de önce yalanladıkları için daha sonra inanmaya yanaşmamışlardı. Allah, kendilerini doğrulara kapatanların kalplerindeki yeni yapıyı işte böyle oluşturur.

102. Onların çoğunun verdiği sözü tutmadığını gördük. Onların çoğunun yoldan çıktığını gördük.


175. Kendine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini onlara oku; ayetlerden sıyrılıp uzaklaştı da şeytan onu peşine taktı. Sonunda azgınlardan olup çıkıverdi.

176. Eğer zorlasaydık, o ayetlerle onu yüceltirdik. Ama o, yere çakılıp kaldı ve arzularına uydu. O, susuz kalmış köpek gibidir; üzerine varsan dilini çıkarıp solur, bırakıp gitsen yine dilini çıkarıp solur. İşte âyetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan o toplulukların örneği budur. Bu olayı anlat, belki düşünürler.

177. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan ve yanlışı kendilerine yapıp duran toplulukların hali ne kötüdür!

178. Allah kimi yola gelmiş sayarsa yola gelen odur; kimi de sapık sayarsa, umduğunu bulamayacaklar/zarar edenler, işte onlardır.

179. Cinlerin ve insanların çoğunu sanki Cehennem odunu olsunlar diye yetiştirdik.Onların da kalpleri vardır ama (gerçeği) kavramazlar, gözleri de vardır ama ilerisini görmezler, kulakları da vardır ama (söz) dinlemezler. Onlar en’âm (koyun, keçi, sığır ve deve) gibidirler. Aslında daha düşük seviyededirler. Onlar tam bir gaflet içindedirler.


186. Allah’ın sapık saydığını, kimse doğru yolda göremez. O, onları azgınlıkları içinde bocalar halde bırakır.

YASİN SURESİ

İniş Sırası: 41 • Mushaf Sırası: 36 • Mekki Sure • 83 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


7. Onların çoğu, bunun gerçekten Allah’ın sözü olduğunu anladı ama (bir türlü) inanıp güvenemiyorlar .

8. Sanki boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar takmışız da baş eğemiyorlar.

9. Sanki hem önlerine bir engel hem de arkalarına bir engel koyup kuşatmışız da göremiyorlar .

10. Onları uyarsan da uyarmasan da fark etmez, güvenmiyorlar!

11. Sen ancak, içten içe Rahman’dan korkarak bu zikre (Kur’ân’a) uyanı uyarabilirsin. Ona uyanlara, durumlarının düzeltileceğini ve büyük bir ödül verileceğini müjdele.


43. Gerek görürsek[*] onları batırırız. Ne çığlık atabilecek halleri olur, ne de kurtarılabilirler.

[*] Âyette geçen neşe’ = نشأ fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât).

44. Bizden bir ikram olsun ve bir süreye kadar geçinip gitsinler diye kurtarırsak başka.

FATIR SURESİ

İniş Sırası: 43 • Mushaf Sırası: 35 • Mekki Sure • 45 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


7. Görmezlikten gelenlere ağır bir azap vardır. İnanan ve iyi işler yapanların alacakları da bağışlanma ve büyük bir ücrettir?

8. O ödülü, kendine süslü gösterildiği için kötü davranışlarını güzel gören kimse mi alacak? Allah, (sapıklığın) gereğini yapanı sapık sayar, (doğru yolda olmanın) gereğini yapanı da yoluna kabul eder. Onlar yüzünden içini parçalayarak kendini harap etme; onların ne yaptığını Allah bilir.


18. Kimse kimsenin yükünü çekmeyecektir. Yükü ağır olan, taşımak için yardım istese, en yakını bile onun bir parçasının taşınmasına yardım etmez. Sen sadece, içinde Rabbinin korkusu olanları ve namazını tam kılanları uyarabilirsin. Kim kendini geliştirirse onu sadece kendisi için yapmış olur; dönüş ancak Allah'adır.

19. Kör ile gören bir olmaz.

20. Karanlıklarla aydınlık da bir olmaz.

21. Gölge ile güneşin sıcağı da aynı değildir.

22. Dirilerle ölüler bir olmaz. Allah, dinlemek isteyene dinletir. Sen, kabirlerde olanlara bir şey dinletemezsin.

23. Sen sadece bir uyarıcısın.

MERYEM SURESİ

İniş Sırası: 44 • Mushaf Sırası: 19 • Mekki Sure • 98 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


73. Açık açık ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, inkârcı kimseler, iman edenlere dediler ki: “İki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı ve meclisi daha değerlidir?”

74. Onlardan önce nice kuşakları helâk ettik. Onlar eşyaca ve gösterişçe daha alımlıydılar!

75. De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân ona mühlet verdikçe verir. Nihayet kendilerine söz verileni gördükleri zaman, yer olarak kimin daha kötü ve ordu olarak kimin daha zayıf olduğunu derhal bileceklerdir.

76. Allah doğru yola giren kimselerin hidayetini artırır. Sürekli olan faydalı işler ise; mükâfatça Rabbinin katında daha hayırlıdır, varılacak yer bakımından da daha iyidir.”

ŞUARA SURESİ

İniş Sırası: 47 • Mushaf Sırası: 26 • Mekki Sure • 227 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


1. TA! SİN! MİM!

2. Bunlar o açık Kitabın âyetleridir.

3. İnanmayacaklar diye kendini tüketecek gibisin.

4. Gerek görseydik[*] gökten üzerlerine öyle bir ayet (mucize, delil) indirirdik ki karşısında başları öne eğilirdi.

[*] Âyette geçen neşe’ = نشأ fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât).

5. Onlara Rahman'dan/İyiliği sonsuz olan Allah'tan yeni bir bilgi gelmeye görsün hemen yüz çeviriyorlar.

6. Kesinlikle yalan söylüyorlar ama hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

7. Yeri görmediler mi, her bir çiftten ne kadar güzel bitkiler bitirmişizdir

8. İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.

9. Senin Rabbin güçlüdür; çok ta merhametlidir.

NEML SURESİ

İniş Sırası: 48 • Mushaf Sırası: 27 • Mekki Sure • 93 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


80. Sen ölülere dinletemezsin. Çağrını, sırtlarını döndükleri zaman , sağırlara da dinletemezsin.

81. Körlere yol tarif ederek yanlışına engel olamazsın. Sen, sadece ayetlerimize inanarak teslim olanlara dinletebilirsin.


91. De ki; “ben bu şehrin Sahibine kulluk etme emri aldım. Burayı harem bölgesi yapan odur; her şey onundur. Bana, müslümanlardan olmam emredilmiştir.”

92. “Bir de Kur’an’a uyma emri aldım.” Yola gelen kendisi için gelir. Yoldan çıkan olursa ona de ki, “Ben sadece uyarıda bulunan bir kişiyim.”

93. Bir de şunu söyle; “Her şeyi güzel yapmak Allah’a mahsustur. O size belgelerini gösterecek ve onları tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.”

İSRA SURESİ

İniş Sırası: 50 • Mushaf Sırası: 17 • Mekki Sure • 111 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


45. Kur’an okunduğunda, ahirete inanmayanlarla senin aranda sanki bir perde var.

46. Anlamasınlar diye sanki kalplerinin üstüne örtüler ve kulaklarına ağırlıklar yerleştirmişiz gibi davranırlar. Kur’ân’da Rabbini tek olarak andığında, nefretle sırtlarını dönerler.

47. Seni dinledikleri sırada neye kulak verdiklerini iyi biliriz. Aralarında fısıldaştıkları sırada da yanlışlar içindeki bu kimselerin: “Peşinden gittiğiniz büyülenmiş bir adamdan başkası değildir” dediklerini de iyi biliriz.

48. Baksana seni nelere benzettiler de sapıttılar. Artık bir çıkış yolu bulamazlar.


54. Rabbiniz sizi iyi bilir. İkramına uygun görürse ikram eder, azabını hak etmiş görürse sizi azaba uğratır. Seni onlara vekil olasın diye göndermedik .


97. Allah kimi yoluna kabul ederse doğru yolda olan odur. Kimi de sapık sayarsa Allah ile arasında (onu yola gelmiş sayacak) dostlar bulamazsın.[*] Onları (mezardan) kalkış günü yüzükoyun halde kör, dilsiz ve sağırlar olarak bir araya getiririz. Yerleşecekleri yer cehennemdir; ne zaman ateşi azalsa alevini artırırız..

[*] Bu konudaki karar yalnız Allah’a aittir.

YUNUS SURESİ

İniş Sırası: 51 • Mushaf Sırası: 10 • Mekki Sure • 109 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


25. Allah esenlik ve güvenlik yurduna çağırır. Kim, yapması gerekeni yaparsa onu doğru yola getirir.

26. Güzel davrananlara da daha güzeli ve fazlası vardır. Yüzleri ne kararacak ne de kızaracaktır. İşte bunlar cennet ahalisidir; onlar orada ölümsüzdürler.


38. Yoksa onu o (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki “Allah ile aranıza koyduklarınızdan çağırabileceğiniz herkesi çağırın da onun dengi bir sure getirin. Samimiyseniz yaparsınız”

39. Aslında onlar, Kur’ân’daki bilgiyi (ilmi) anlamadan, (ayetler arası) iç bağlamı henüz ortaya çıkmadan yalana sarıldılar. Onlardan öncekiler de böyle yalana sarılmışlardı. Yanlışlar içindekilerin sonunun nasıl olduğunu bir düşün.

40. Onlardan (Sana gelenlerden) kimi Kur’an’a güvenir, kimi de güvenmez. Bozguncuları Sahibin iyi bilir.

41. Seni yalancı sayarlarsa de ki “Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız da size. Benim yaptığımla sizin bir ilginiz yok, sizin yaptığınızla da benim bir ilgim yoktur.”

42. İçlerinden seni dinleyenler vardır. Ama sağır olanlara (sağır numarası yapanlara) söz işittirebilir misin? Hele bir de akıllarını kullanmazlarsa?

43. Onlardan kimi de sana (körler gibi) bakar. Sen körlere yol gösterebilir misin? Hele bir de basiretlerini kullanmıyorlarsa?


96. Rabbinin, aleyhlerindeki sözünü hak etmiş olanlar inanıp güvenecek değillerdir.

97. Bütün mucizeler(ayetler) önlerine gelse bile acıklı azabı görünceye kadar böyle gider.

98. Keşke bir kent çıksaydı da azap gelip çatmadan önce inanıp güvenseydi ve böylece imanları kendilerine fayda verseydi[*]. Bunun tek istisnası Yunus’un halkıdır. İnanıp güvendikleri zaman dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırdık ve belli bir süre refah verdik.

[*] Elçi göndermeden hiçbir kavme azap etmeyiz. (İsra 17/15)

99. Gerekeni Rabbin yapsaydı yeryüzünde olan herkes inanıp güvenirdi. (Tercihi insanlara bıraktığı halde) İnanıp güvenenlerden olsunlar diye insanlara sen mi baskı uygulayacaksın?

100. Allah’ın onayı olmadan kimse inanıp güvenmiş (mümin) sayılmaz. Allah, aklını kullanmayanların üstünde inançsızlık pisliği oluşturur.

101. Onlara de ki “Göklerde ve yerde neler olduğunu gözlemleyin. Ama oralardaki göstergeler(ayetler) ve yapılan uyarılar, inanıp güvenmeyen bir topluluğun işine yaramaz.”

102. Kendilerinden önce gelip geçenlerin gördükleri günlerin benzerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki “Bekleyin bakalım, bende sizinle birlikte bekliyorum.”

103. Sonra elçilerimizi ve inanıp güvenenleri kurtarırız. Bu hep böyledir. İnanıp güvenenleri kurtarmak boynumuzun borcudur.

HUD SURESİ

İniş Sırası: 52 • Mushaf Sırası: 11 • Mekki Sure • 123 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


116. Sizden önceki dönemlerde birikimi[*] olanlar o yerlerdeki bozulmaya karşı çıksalardı olmaz mıydı? Kendilerini kurtardığımız az kimse dışında bunu yapan olmadı. Yanlış yapanlar, şımartıldıkları şeyin arkasını bırakmadı ve günahkârlar haline geldiler.

[*] Önceki nebiler ve kitaplardan öğrendikleri bilgi birikimi

117. Yoksa senin Rabbin, kurulu (doğal) düzeni koruyan bir halkı varken, yanlış yapıp, o kentleri işe yaramaz hale getirecek değildir.

118. Gerekeni Rabbin yapsaydı[*] elbette insanları bir tek ümmet/hepsini Müslüman yapardı. (Tercihi insanlara bıraktığı için) muhalif olmayı sürdüreceklerdir.

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir(Müfredât).

119. Sadece Rabbinin ikramda bulundukları (İslam’a) muhalif olmazlar[1*]. O, insanları bunun için (birbirlerine muhalif olmaları için[2*]) yaratmıştır. Rabbinin şu sözü kesinleşti: “Cehennemi (Kitaplarıma muhalefet eden) cinlerle ve insanlarla dolduracağım.”

[1*] Kim Allah'a, O’nun Kitabına gönülden boyun eğerse onlar, Allah'ın mutluluk verdiği nebiler, doğru kişiler, bilginler ve iyilerle beraber olacaklardır. Onlar ne iyi arkadaştırlar! (Nisa 4/ 69)

[2*] Bkz. Bakara 2/30

EN’AM SURESİ

İniş Sırası: 55 • Mushaf Sırası: 6 • Mekki Sure • 165 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


39. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlar, karanlıklar içinde kalan sağır ve dilsizler gibidirler. Allah sapık olduğuna karar verdiği kişiyi sapık sayar, doğru davrandığına karar verdiğini de doğru bir yola koyar[*].

[*] Âyette geçen yeşe' = يشأ fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Allah her şeyi, bir ölçüye göre yaratır. (Kamer 54/49, Ra’d 13/8) Buradaki ölçü, kulun davranışları ile ilgilidir.


104. Rabbinizden size göstergeler (basiretler) geldi. Kim görürse kendi için görür, kim de körlük ederse kendi aleyhine olur. Ben sizi koruyacak değilim.


107. Tercihi Allah yapsa kimse şirke düşmez[*]. Seni onlara bekçi yapmadık. Sen onların vekili de değilsin.

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. İnsanın var etmesi, “gerekeni yapması”, Allah’ın var etmesi de “o şeyi yaratmasıdır” (Müfredât). İmtihanla ilgili konularda ilk kararı insan verir. Çünkü Allah, herkesin yola gelmesini ister (Nisa 4/26) ama sadece “doğruya yöneleni kendine yöneltir”


109. Hele kendilerine bir mucize gelsin ona mutlaka inanacaklar, diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki "Mucizeler Allah katındadır." Farkında mısınız? İstedikleri mucize gelse yine de inanıp güvenmeyeceklerdir.

110. Sanki gönüllerini ve gözlerini çeviriyormuşuz gibi[*] tıpkı ilk başta inanmadıkları gibi olurlar. Biz de onları, taşkınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

[*] Kâfirlerin ön yargıları, istiare-i temsiliyye (alegori) ile canlandırılmıştır. İstiarede benzetme edatı gizlenir. Buradaki mecaz gerçek sanıldığı için benzetme edatı, tarafımızdan “gibi” sözüyle açığa çıkarılmıştır.

111. Biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi önlerine döksek, yine de inanıp güvenmezler; gerekeni Allah yaparsa[1*] başka. Fakat (tercih onlara bırakıldığı için) çoğu kendine hakim olmaz[2*].

[1*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. Özne Allah ise “gereğini yarattı” anlamına gelir. (Bkz. Müfredât). Burada yaratması beklenen imandır. Allah sadece “doğruya yöneleni kendine yöneltir” (Ra’d 13/27)ama insanların çoğu, kendini düzeltmeden mümin sayılmak ister.

[2*] Bağlamına göre kendini bilmez ve kendine hakim olamaz olarak tercüme ettiğimiz cahil = جَٰهِلِ kelimesi, bilmeyen anlamına geldiği gibi, bilinen ve olması gerekenin aksine davranan anlamına da gelir (Müfredât).


117. Rabbin kendi yolundan sapanı en iyi bilir. O, yola gelmiş olanı da en iyi bilir.


125. Allah, kimin yola geldiğini onaylamak isterse gönlünü İslam’a açar. Kimin de sapttığını onaylamak isterse onun da içini daraltır; sanki göğe yükseliyor gibi olur. Allah kendine güvenmeyenleri o zararlı işin içine işte böyle sokar.

126. Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Biz âyetlerimizi, bilgisini kullanan bir topluluk için ayrıntılı olarak açıklamışızdır.


148. Müşrikler diyecekler ki “Allah gerekeni yapsaydı biz şirke düşmezdik, atalarımız da düşmezdi. (Allah’ın haram kılmadığı) Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de bu yalana sarıldılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki “Yanınızda bir bilgi var mı ki çıkarıp bize gösteresiniz. Siz sadece bir varsayımın peşine takılmışsınız; siz sadece atıyorsunuz.”

149. De ki “Herkesi susturan Allah’ın delilidir. Yapılması gerekeni (size bırakmayıp) Allah yapsaydı[*] elbette hepinizi yola getirirdi.

[*] Çünkü Allah emrini verdikten sonra bir şeyin olmaması mümkün değildir. İnsanların müslüman olmaları için emir çıksa o emir herkes için çıkardı. O zaman da imtihanın bir anlamı kalmazdı.

ZÜMER SURESİ

İniş Sırası: 59 • Arapça Mushaf Sırası: 39 • Mekki Sure • 75 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


22. Allah gönlünü İslam’a açtığı için Rabbinin verdiği aydınlığa kavuşan kişi, başkasıyla bir olur mu? Allah’ın sözü karşısında kalpleri taşlaşmış gibi olanların vay haline! Onlar, açık bir sapıklık içindedirler.

23. Allah sözlerin en güzelini, birbirine benzer, ikişerli (âyetler şeklinde düzenlenmiş) bir kitap olarak indirmiştir. (Bu düzenleme) Rablerinden korkanların tüylerini ürpertir. Sonra vücutlarını ve kalplerini Allah’ın zikrine (verdiği bilgiye) karşı yumuşatır. İşte bu, Allah'ın yoludur. O, görevini yapan kullarını bu yola sokar. Allah’ın sapık saydığını kimse doğru yolda göremez.


36. Seni, Allah ile aralarına koydukları şeyle korkutuyorlar; Allah kuluna yetmez mi? Allah’ın sapık dediğine kimse “Doğru yoldadır” diyemez.

37. Allah’ın “Doğru yoldadır” dediğine de kimse “Sapık” diyemez. Allah güçlü ve hak edilen cezayı veren değil midir?


41. Bu kitabı insanlar için sana, tamamıyla gerçek olarak indirdik. Yola gelen, kendisi için gelir; yoldan çıkan da kendi zararına çıkar. Sen onların üzerinde vekil değilsin (onların yaptıklarından sorumlu değilsin).

ŞURA SURESİ

İniş Sırası: 62 • Mushaf Sırası: 42 • Mekki Sure • 53 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


8. Allah onları tek bir toplum (ümmet) yapmayı tercih etseydi yapardı.. Ancak (onlar kendi tercihlerini yaptıkları için) Allah, görevini yapanı[*] ikramı ile kuşatır. Yanlış yapanların ne bir dostu ne de yardımcısı olur.

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir(Müfredât). Burada insanın yapması gereken, Allah’ın ondan istediği görevdir.


24. Yoksa “Bir yalanı Allah’a mal etti” mi diyorlar? Tercihi Allah yapsa senin kalbindekilerin doğruluğunu onaylayıp sabitler, batılı tümüyle yok eder, sözleriyle doğruları gerçekleştirir (ve hepinizi müslüman yapardı). Çünkü O, içinizde olanı bilir.

25. (Tercihi kullarına bıraktığı için) O, yaptıkları her şeyi bilerek kullarının tevbesini kabul eden ve yaptıkları kötülükleri affedendir.


52. İşte sana da bu yolla, emirlerimizi içeren ruhu (Kur’an’ı) vahyettik. Yoksa sen böyle bir Kitab’ı ve (onda anlatılan) imanı bilmezdin. Ama onu bir nur (aydınlatıcı bir kitap) yaptık, kullarımız arasından görevini yapanları onunla yola getiririz. Sen elbette doğru yolu gösterirsin.

53. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi kendinin olan Allah’ın yolunu. Bilin ki bütün işler, Allah’a ulaşır.

CASİYE SURESİ

İniş Sırası: 65 • Mushaf Sırası: 45 • Mekki Sure • 37 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


23. Kendi arzusunu kendine ilah edineni gördün mü? Allah onu, bilgili olmasına rağmen sapık saymıştır. Sanki Allah onun kulağına ve kalbine mühür basmış, gözünün üstüne de perde çekmiştir. Allah kabul etmedikten sonra, kim onu doğru yolda sayabilir. Bilginizi kullanmayacak mısınız?”

KEHF SURESİ

İniş Sırası: 69 • Mushaf Sırası: 18 • Mekki Sure • 110 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


29. De ki: Doğrular Rabbinizdendir. Yapması gerekeni yapan inansın, yapmaması gerekeni yapan[1*] da kâfir olsun. Yanlış yapanlar için kendilerini çepeçevre kuşatacak bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su verilir. Ne kötü içecektir o; ne kötü yerdir orası!

[1*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. İnsanın var etmesi, “gerekeni yapması” (Müfredât). Mümin olmak isteyen mümin olmanın gereğini yapar, kafir olmak isteyen de kafir olmanın gereğini yapar.

NAHL SURESİ

İniş Sırası: 70 • Mushaf Sırası: 16 • Mekki Sure • 128 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


9. Doğru yolu Allah gösterir. Eğri yollar da vardır. Gerekeni (size bırakmayıp) kendisi yapsaydı elbette hepinizi doğru yolda tutardı.

35. Müşrikler derler ki “Allah, gerekeni yapsaydı[*] onunla aramıza herhangi bir şeyi koyup kulluk etmezdik; bunu ne biz yapardık ne de atalarımız. Allah’ın haram kıldığından başkasını da haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçilere düşen, açık bir tebliğden başka nedir ki?

*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Allah her şeyi, bir ölçüye göre yaratır. (Kamer 54/49, Ra’d 13/8) İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır. (Enbiyâ 21/35) Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece iyi işler yapanı doğru yolda sayar. (Nur 24/46) Yaptığının iyi mi yoksa kötü mü olduğunu da kuluna ilham eder. (Şems 91/7-10)Müşrikler, sorumluluğu Allah’a atmak için kaderciliğe sarılır, yapmaları gereken görevleri, Allah’ın görevi gibi gösterirler.

36. Biz her topluma (ümmete) elçi gönderdik; Allah’a kul olsunlar ve azgınlardan uzak dursunlar diye. Onların içinden, Allah’ın yoluna kabul ettiği kimseler de oldu, sapıklığı hak etmiş olanlar da. Yeryüzünü dolaşın da o yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

37. Yola gelmeleri için ne kadar çırpınırsan çırpın, Allah, sapık saydığı kişiyi yola getirmez. Bu gibilerin yardımcıları da olmaz.


104. Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah, yoluna kabul etmez. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

105. Allah’ın âyetlerine inanmayanlar sadece yalan uydururlar. Onlar yalancı kimselerdir.

106. İman içine tam olarak yatmış birinin baskı altında kafir olduğunu söylemesi bir yana, kim inandıktan sonra gönlünü kafirliğe açarsa Allah’ın öfkesi onların üstünde olur. Onların hak ettiği büyük bir azaptır.

107. Bu onların, dünya hayatını ahiretten daha çok sevmeleri sebebiyledir. Allah, kâfirler topluluğunu yola getirmez.

108. Bunlar, kalpleri, dinleme ve görmeleri üzerinde Allah’ın yeni bir yapı oluşturduğu kimselerdir. Onlar, ne yaptıklarının farkında değillerdir.

109. Zerre kadar şüphe yok ki ahirette onlar, umduğunu bulamayacaklardır.

İBRAHİM SURESİ

İniş Sırası: 72 • Mushaf Sırası: 14 • Mekki Sure • 52 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


4. Biz, her resulü/âyetlerimizi tebliğ eden elçiyi kendi halkının dili ile göndeririz ki her şeyi onlara açık açık anlatsın. Bundan sonra Allah, (sapıklığın) gereğini yapanı sapık sayar, (doğru yolda olmanın) gereğini yapanı da yoluna kabul eder. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O’dur.


27. Allah, inanıp güvenmiş kimseleri hem anlık hem de geleceğe yönelik tercihlerinde değişmez bir sözde[*] sabit tutar. Yanlış yapanları da sapık sayar. Allah yaptığını kurduğu düzene göre yapar.

[*] Allah’tan başkasına kulluk etmeme.

SECDE SURESİ

İniş Sırası: 75 • Mushaf Sırası: 32 • Mekki Sure • 30 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


13. “Yola gel” diye emretsek herkesi yola getirirdik, fakat şu sözün bana ait olduğu doğrudur: “Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım.”

RUM SURESİ

İniş Sırası: 84 • Mushaf Sırası: 30 • Mekki Sure • 60 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


28. Allah size kendinizden örnek veriyor: Yönetiminiz altındakilerden size verdiğimiz rızıklara, sizinle eşit oranda ortak olanlar var mıdır? Onlar için duyduğunuz kaygı aynı kendiniz için duyduğunuz kaygı gibi midir? Ayetlerimizi, aklını kullanan bir topluluk için işte böyle açıklarız.

29. Yanlış yapanlar, aslında bilgisizce kendi heveslerine uyarlar. Allah’ın sapık saydığını kim doğru yolda sayabilir? Onlara yardım edecek kimse de olmaz.


52. Sen ölülere işittiremezsin, arkasını döndüğünde sağırlara da işittiremezsin.

53. Körlere, yanlışlarından kurtaracak yolu gösteremezsin, sadece ayetlerimize inananlara dinletebilirsin.Sonra onlar teslim olurlar.

58. Bu Kur’an’da insanlar için her örneği verdik. Sen onlara bir mucize getirseydin görmezlikten gelenler hemen, “Siz boş şeylerle uğraşıyorsunuz” derlerdi.

59. İşte Allah ilim bilmiyenlerin kalbinde böyle bir yapı oluşturur.

Medeni Sureler

BAKARA SURESİ

İniş Sırası: 87 • Mushaf Sırası: 2 • Medeni Sure • 286 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


6. Kâfirleri (Kur’an’ı görmezlikte direnenleri) ister uyar ister uyarma, onlar için fark etmez; inanıp güvenmezler.

7. Sanki kalplerini ve kulaklarını Allah mühürlemiş, gözleri de perdelidir. Onların hak ettiği büyük bir azaptır.

8. Kimi insanlar da "Allah’a ve ahiret gününe (biz de) inanırız.” derler ama inanmazlar.

9. Allah’a ve müminlere karşı oyun kurmaya çalışırlar. Onlar sadece kendilerini oyuna getirirler de farkına bile varmazlar.

10. Bunların kalplerinde (kâfirliklerinden dolayı) bir hastalık oluşur; Allah onlara bir hastalık (yalancılık hastalığını) da ilave eder. Yalan söylemelerine karşılık hak ettikleri de acıklı bir azaptır.


16. Onlar, doğruyu (hidayeti) verip yanlışı (dalaleti) alanlardır. Doğru yolda olmadan[*] yaptıkları ticaret kazanç getirmez.

[*] Hidayet; doğru yola girme, rehberlik etme ve o yola kabul etme anlamlarına gelir. Dalalet ise kasıtlı veya kasıtsız yoldan çıkma, hedeften sapma, kaybolma, bir şeyi kaybetme vs. anlamlarına gelir.

17. Tıpkı bir meşale yakmak isteyen kişiye benzerler. Meşale çevresini aydınlatınca sanki Allah, gözlerini kör etmiş ve onları karanlıklar içinde bırakmış da bir şey göremez hale gelmişlerdir.[*]

[*] Âyette münafıkların durumları, istiare-i temsiliyye (alegori) denen mecazi anlatımla canlandırılmıştır. Onlar, bir meşale ile yani Allah’ın dini ile aydınlanmak ve doğru yolda yürümek istemişler ama önleri aydınlanınca, gördükleri hesaplarına gelmediği için kör numarası yapmaya başlamışlardır.

18. Sağır, dilsiz ve kör kesilirler; artık geri dönmezler[*].

[*] Münafık, başlangıçta Müslümanca yaşamak ister. Dünyayı ikinci sıraya atamayınca da kendine engel gördüğü ayetlere karşı kör, sağır ve dilsiz kesilir.

19. Karanlıkların her yanı kapladığı, göğün gürlediği ve şimşeklerin çaktığı bir yerde, bardaktan boşanırcasına yağmura tutulmuş bir kimseye de benzerler; şiddetli gürültüden ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. O kâfirleri[1*] çevreleyen her şeyi bilen[2*] Allah’tır.

[1*] Âyetleri görmezlikten gelenleri.

[2*] Her şeyi bilen Allah, bir işin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu, onu yapana da ilham eder (Şems 91/8)

20. O şimşek (Kur’ân nuru), gözlerini söküp çıkaracak gibi olur. Ne zaman işlerine yarayan bir parıltı görseler orada yürür[1*], gözleri kamaşınca da kalakalırlar[2*]. Allah gerekeni yapsaydı[3*] görme ve dinleme özelliklerini yok ederdi[4*]. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur[5*].

[1*] Münafıklar Kur’ân’ı dışlayamaz, hesaplarına uyan âyetler arar, birçok âyeti bağlamından koparıp Müslümanları saptırmaya çalışırlar.

[2*] Hesaplarına gelen âyetlerden yararlanır, gelmeyenler karşısında susarlar. Azleme (أَظْلَمَ) fiili, “karanlığın bastırması” yanında “parıldama” anlamına da gelir. (El- Ayn). “şimşek, gözlerini söküp çıkaracak gibi olur” sözü, münafıkların, Kur’ân’ın parlaklığı karşısında sustuklarını gösterdiğinden buraya uygun olan anlam, parıldamanın neden olduğu göz kamaşmasıdır.

[3*] “Şâe = شاء” fiili, bir şeyi var etti, demektir (Müfredat). Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa “tercih edip yaptı”, Allah olursa “tercih edip yarattı” anlamına gelir.

[4*] Gözlerini ve kulaklarını doğrulara kapattıkları için bu ceza, suçlarına denk olur ama “Allah, yaptıkları yanlışlardan dolayı insanları yakalasaydı yeryüzünde kıpırdayan kimseyi bırakmazdı.”

[5*] Âyetteki kadîr = قدير kelimesi, “ölçü koyan” anlamındadır ama gelenekte “gücü yeten” anlamı verilir. Ölçüyü en güçlü olan koyar ama âyete “gücü yeten” anlamı verilince kelimenin ölçü ile ilişkisi kesilir.


26. Allah hiçbir şeyi örnek vermekten çekinmez, bir sivrisinek de daha ötesi de olabilir. Allah’a güvenenler bilirler ki o, Sahipleri (Rableri) tarafından verilmiş doğru örnektir. Kâfirler ise şöyle derler: “Ne yani, Allah böyle bir örnekle neyi amaçlamış olabilir!” Bu yolla Allah, birçoğunun sapıttığına, birçoğunun da yola geldiğine karar verir. Sapıttığına karar verdikleri sadece (fâsıklar) yoldan çıkmış olanlardır.


171. Kendilerini âyetlere kapatanların durumu, çağırma ve bağırma dışında bir anlam veremediği sese karşı öten karganın durumu gibidir. Sağır, dilsiz ve kör kesilirler. Onlar akıllarını kullanmazlar.


213. İnsanlar hep bir toplum oluşturmuştur. Allah, müjde veren ve uyarılarda bulunan nebîler görevlendirmiş; onlarla birlikte, gerçekleri içeren kitap da indirmiştir[1*] ki ayrılığa düştükleri konularda insanlar arasında o kitap hükmetsin. Kitap hakkında ihtilafa düşenler kendilerine kitap verilenlerden başkası olmaz[2*]. Bu da açık ayetler geldikten sonra birbirlerine üstünlük kurma gayretlerinden kaynaklanır. Sonra Allah, ayrılığa düştükleri gerçekler konusunda, (ayetlerine) inanıp güvenenleri, kendi onayıyla doğruya ulaştırır. Allah, gerekeni yapanı[3*] doğru bir yola yöneltir.

[1*] Âyete göre Âdem aleyhisselamdan beri her nebîye kitap verilmiştir.

[2*] Kitabı okuyanlardan kimi kendini düzeltir, kimi de bile bile yanlışlara sarılır. Bu da ayrılıklara sebep olur.

[3*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi yapma, var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât).

ENFAL SURESİ

İniş Sırası: 88 • Mushaf Sırası: 8 • Medeni Sure • 75 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


22. Allah katında canlıların en kötüsü, aklını kullanmayarak sağırlık ve dilsizlik edenlerdir.

23. Allah, onlarda bir hayır görseydi elbette dinletirdi. Dinletseydi bile yine de yüz çevirirlerdi.

NİSA SURESİ

İniş Sırası: 92 • Mushaf Sırası: 4 • Medeni Sure • 176 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


174. Ey insanlar! Size Rabbinizden açık bir delil geldi. Size her şeyi açıklayan bir Nur (Kur’ân) indirdik.

175. Allah, kendisine inanıp güvenen ve o Nur’a (Kur’ân’a) sıkı sarılanları ikramı ve bol nimeti ile kuşatacak ve onları kendine götüren doğru bir yola yönlendirecektir.

RAD SURESİ

İniş Sırası: 96 • Mushaf Sırası: 13 • Medeni Sure • 43 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


31. Kur’an, kendisiyle dağlar yürütülen, yeryüzü parça parça edilen veya ölülerle konuşulan bir kitap olsaydı[1*] (elinize ne geçerdi?) Hayır! Her iş Allah’ın elindedir. Yapılması gerekeni Allah yapsaydı[2*], (kimseye farklı davranmaz) bütün insanları yola getirirdi. İnanıp güvenenler bunun aksinin olamayacağını hâlâ anlamadılar mı? Ayetleri görmezlikte direnenlerin yaptıkları sebebiyle azap, başlarına veya yurtlarının yakınına kadar gümbür gümbür iner. Sonunda da Allah’ın söz verdiği (ahiret günü) gelip çatar. Allah sözünden dönmez.

[*1] Ayet Kur’an’dan olağanüstü olaylara ve mucizelere neden olabilecek bilgiler beklentisi olanların durumunu anlatıyor.

[*2] Allah insanlara tercih hakkı tanımasaydı da bütün tercihi kendisi yapsaydı.

İNSAN SURESİ

İniş Sırası: 98 • Mushaf Sırası: 76 • Medeni Sure • 31 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


27. O insanlar (sana boyun eğdirmeye çalışan günahkarlar ve kafirler) bir an önce ellerine geçecek şeyler[*] isterler, önlerindeki ağır günü hesaba katmazlar.

28. Onları, bağ dokuları güçlü olarak Biz yarattık. Tercih ettiğimiz zaman benzerleriyle değiştiririz.

29. Bunlar, aklınızdan çıkarmamanız gereken (zikirler) doğru bilgilerdir. Yapması gerekeni yapan Rabbinin gösterdiği yola girer.

30. Allah gerekli desteği vermezse[*] yapabileceğiniz bir şey yoktur. Her şeyi bilen ve her kararı doğru olan O’dur.

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. Özne insansa “gereğini yaptı”, Allah ise “gereğini yarattı” anlamına gelir. Onun mutlaka bir gizli nesnesi/mef’ulü olur ve o nesne cümlenin akışından anlaşılır (Bkz. Müfredât). Bir şeyin olması için Allah’ın ‘Ol!’ emrini vermesi gerekir. (Yasin 36/82) Bu âyete göre, Allah’ın böyle bir emri olmadan hiçbir şey yapamayız.

31. O, görevini yapanı ikramı ile kuşatır. Yanlış yapanlar için de acıklı bir azap hazırlamıştır.

HUCURAT SURESİ

İniş Sırası: 106 • Mushaf Sırası: 49 • Medeni Sure • 18 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


7. Biliniz ki Allah’ın elçisi yani (size O’nun sözlerini taşıyan) Kıtabı[*], sizin elinizdedir. Eğer çoğu konuda gönlünüze uysaydı sıkıntıya düşerdiniz. Ama Allah, ona güvenmeyi size sevdirdi; onu gönüllerinizin süsü yaptı. Kitab’ı görmezlikten gelmeyi, yoldan çıkmayı ve emirlerine ters düşmeyi de size kötü gösterdi. Bu konuma gelenler olgun kimselerdir.

[*] İçimizde sürekli kalacak olan resul Allah’ın sözlerini taşıyan Kıtabı olduğu için buradaki resul kelimesine de başka anlam verilemez. /

TEGABÜN SURESİ

İniş Sırası: 108 • Mushaf Sırası: 64 • Medeni Sure • 18 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


11. Allah’ın onayı olmadan hiçbir olay meydana gelmez. Kim Allah’a inanıp güvenirse O, onun kalbini doğruya yöneltir. Her şeyi bilen Allah’tır.

12. Allah’a gönüllü boyun eğin, Resulüne/Elçisinin getirdiğine[*] gönüllü boyun eğin. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki Elçimizin görevi açık bir tebliğden ibarettir.

[*] Resul (رسول), “birine gönderilen söz” anlamına geldiği gibi o sözü iletmek için gönderilen elçi anlamına da gelir (Müfredat). Allah’ın elçilerinin görevi, O’nun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur’an’da geçen رسول اللّه = Allah’ın Resulü sözlerinde asıl vurgu âyetleredir. Uhud savaşında nebîmiz’in öldüğüne dair haberlerin yayılması üzerine şu âyet inmişti: “Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?” ( l-i İmrân 3/144) Allah’ın son resulü öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur’an’dır. Resul kelimesine “Resulün/Elçinin getirdiği” meali bunun için verilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Resullere apaçık tebliğden başka ne düşer?" (Nahl 16/35) "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, bunu yapmazsan onun resullüğünü yapmamış olursun" (Maide 5/67)

13. O Allah’tır; ondan başka ilah yoktur. İnanıp güvenenler yalnız Allah’a dayansınlar.

SAF SURESİ

İniş Sırası: 109 • Mushaf Sırası: 61 • Medeni Sure • 14 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


5. Bir gün Musa halkına şöyle demişti: “Ey halkım! Ne diye beni üzüyorsunuz; çok iyi biliyorsunuz ki ben, Allah’ın size gönderdiği elçiyim.” Onlar yoldan çıkınca Allah da onların kalplerini kaydırdı. Yoldan çıkan bir topluluğu Allah yola getirmez.

6. Meryem oğlu İsa da şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Ben, Allah’ın elçisiyim; size, önümde bulunan Tevrat’tan olanı onaylamak ve benden sonra gelecek ve ayırıcı özelliği[1*] Ahmed[2*] olan elçiyi müjdelemek için geldim.” Muhammed onlara açık belgelerle gelince: “Bu, açık bir büyüdür” demişlerdi.

[1*] Ayet metninde geçen isim kelimesi varlıkları birbirinden ayırmaya yarayan kelime anlamında olduğu ve Nebîmiz adı Muhammed olduğu için kelimeye bu anlam verilmiştir.

[2*] Ahmed, hamd kökünden ism-i tafdil’dir; işini daha iyi yapan demektir.

7. İslam’a çağrıldığı halde Allah’a yalanlar yakıştırandan daha büyük yanlışı kim yapabilir? Yanlışlar içindeki bir topluluğu Allah yola getirmez.