Konular

Allah Bizden Neler İstiyor? - 4/4

İniş Sırasına Göre


RAHMAN SURESİ

İniş Sırası: 97 • Mushaf Sırası: 55 • Medeni Sure • 78 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


8. Ölçüde haddi aşmayın.

9. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.

HAŞR SURESİ

İniş Sırası: 101 • Mushaf Sırası: 59 • Medeni Sure • 24 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


18. Ey inanıp güvenenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes gelecek için, önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

19. Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine, kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.

20. Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

NUR SURESİ

İniş Sırası: 102 • Mushaf Sırası: 24 • Medeni Sure • 64 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


21. Ey inanıp güvenenler! Şeytanın izinden gitmeyin. Şeytan, kendi izinden gidenin çirkin ve uygunsuz davranışlar yapmasını ister. Allah’ın iyiliği ve ikramı olmasaydı hiçbiriniz kendini düzeltip geliştiremezdi. Ama Allah, gerekeni yapanı düzeltip geliştirir. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah’tır.


27. Ey inanıp güvenenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp), ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.

28. Eğer evde kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size; “Geri dönün” denirse hemen dönün. Çünkü bu sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

29. İçinde size ait bir eşya olan, oturanı bulunmayan evlere girmenizde, herhangi bir günah yoktur. Allah açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.bilir.

30. Mümin erkeklere söyle, gözlerini sakınsınlar[1*]; ferçlerini (kolları ile bacakları arasındaki organlarını)[2*] korusunlar. Onları daha da geliştirecek olan budur. Allah, yaptıkları şeyin iç yüzünü bilir.

[1*] Bu ve bundan sonraki âyet, kadın ile erkeğin, sosyal hayatta ayrıştırmak için değildir. Çünkü verilen selamı, cinsiyet ayrımı olmadan daha iyisiyle almak emredilmiştir (Nisa 4/86) Ama bakışlar, en etkili iletişim aracı olduğundan dikkatli olmak gerekir. Bunun en kestirme yolu göz bebeklerini büyültecek şekilde bakmamaktır.

[2*] Ferc, iki kolun arası ile iki bacağın arasındaki organlardır. (Lisan'ul-arab)

31. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar; ferçlerini (kolları ile bacakları arasındaki organlarını) korusunlar. Güzelliklerinden [1*] görünen kısım [2*] dışındakileri açmasınlar. Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üstüne vursunlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, elleri altında bulunan esirler, kadına ihtiyacı kalmamış erkekler ve kadınların edep yerlerine ilgi duymayan küçük çocuklar[3*] dışında hiç kimseye süslerini açmasınlar. Gizledikleri güzellikleri bilinsin[4*] diye ayaklarını farklı şekilde yere basmasınlar. Müminler, hep birlikte Allah’a yönelin ki umduğunuza kavuşasınız.

[1*] Güzellik diye meal verdiğimiz kelime ziynet = الزينة’tir. Bazıları bunun, dış elbise veya süs olduğunu söyler. Dış elbise, hem kadının hem erkeğin zinetidir. (A’raf 7/31) Süs eşyasının takılması da yasak değildir. (A’raf 7/32) Kadın, insanlar için ziynet kılındığından (Al-i İmran 3/14) bu ayetteki ziynet, kadına ait güzelliklerden başkası olamaz. Âyette geçen “gizledikleri ziynetleri” ifadesi de bu anlamı destekler. Çünkü kadın, vücudu örtülü olduğu halde dans ederek, oynayarak, sesiyle veya yürüyüşüyle gizli güzelliklerinin bilinmesini sağlayabilir.

[2*] “görünen kısım”ifadesinin başörtüden önce geçmesinden, yüzün görünen güzelliklerden olduğu anlaşılır.

[3*] Esirler ve küçük çocuklar ile ilgili özel hükümler Nur 24/58. âyette gelecektir.

[4*] Kadın, ayağını farklı şekilde yere basarak sağa-sola eğilip güzelliklerini göstermeye çalışabilir. Bu ayet kadınların, erkekler karşısında bu gibi davranışlarını da yasaklamıştır.

32. İçinizden evli olmayanları, erkek ve kadın esirlerinizden /köle ve cariyelerinizden de uygun durumda olanları evlendirin. Yoksul iseler (korkmasınlar) Allah, kendi ikramıyla onların ihtiyacını giderir. İmkânları geniş olan ve her şeyi bilen Allah’tır.

33. (Hür olsun, esir olsun) Evlenecek birini bulamayanlar, Allah aradıklarını bulduruncaya kadar namuslarını korusunlar. Hâkimiyetiniz altındaki esirlerden biri (evlenmek için) onayınızı ister de onun hayrına olacağını bilirseniz kendilerine onay verin ve Allah’ın size verdiği malla onlara yardımcı olun. Evlenmek isteyen genç kızlarınıza baskı yapıp onları isyana zorlamayın. Bunu, dünya hayatının menfaatini elde etmek için yapmayın. Kim onları baskı altına alır da bu baskıdan sonra (ailelerine karşı çıkarlar veya istemedikleri bir evlilik yaparlarsa) Allah onları bağışlar, ikram eder.


54. “Allah’a itaat edin, Rasûl’e itaat edin” de!.. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ona yüklenenin sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Rasûl’e düşen ancak apaçık bir tebliğdir.

56. Namazı gereği gibi kılın, zekatı (çalışıp üreterek) verin, Rasûle itaat edin ki size merhamet edilsin.

58. Ey inanıp güvenenler! Sizin yönetiminize verilen esirler ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar da dahil, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman), sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunduğunuz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne de onlara bir günah/sorumluluk yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah bilen ve doğru hüküm/karar verendir.

59. Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde, sizden öncekilerin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. Allah hakkıyla bilendir, doğru hüküm/karar verendir.

60. Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş, yaşlı kadınların zinetlerini (takılarını) göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendileri için bir günah yoktur. Ama yine de sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

61. Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip (söz sahibi) olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde, bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak, yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak; “selâm” verin. İşte Allah düşünesiniz diye ayetleri size böyle açıklıyor.


63. Elçinin çağrısını, birinizin diğerine yaptığı çağrıyla bir tutmayın. Arkalardan sıvışıp gidenleri Allah elbette bilir. Onun emrine aykırı davrananlar başlarına gelecek bir sıkıntıya ya da uğrayacakları acıklı bir azaba karşı tedbirlerini alsınlar.

HAC SURESİ

İniş Sırası: 103 • Mushaf Sırası: 22 • Medeni Sure • 78 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


1. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Şüphesiz kıyametin sarsıntısı çok büyük bir şeydir.


30. Bunun sebebi şudur: Kim Allah’ın dokunulmaz kıldığı şeylere gereken değeri verirse Rabbinin (Sahibinin) katında onun için iyi olur. Size okunanın dışında kalan en’âm (koyun, keçi, sığır, deve) helal kılındı. Onun için putların pisliğinden uzak durun; yalan sözden de uzak durun.

31. Allah’a yönelen, O’na ortak koşmayan (aracı edinmeyen) kimseler (olun). Kim Allah’a ortak koşarsa (aracı edinirse), sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir.


34. Her toplum (ümmet) için bir mensek[*] yaptık ki kendilerine rızık olarak verdiğimiz en’am (koyun, keçi, sığır ve deve) cinsinden hayvanları Allah’ın adını anarak kessinler. Hepinizin ilahı bir tek ilahtır; O’na teslim olun. Alçak gönüllülere müjde ver.

[*] Mensek: Kurban kesme yeri, kurban kesme zamanı ve kurban anlamlarına gelir. Burada kurban ve kurban kesme zamanı anlamları uygun düşmektedir.

35. Onlar Allah anılınca yürekleri titreyen, başlarına gelenlere sabreden, namazı tam kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcayan kimselerdir.

36. Sizin için de bedence gelişmiş kurbanlık hayvanları[*] Allah’a kulluğun simgelerinden yaptık. Onlarda sizin için fayda vardır. Sıra sıra dururlarken üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları yere yapıştığı zaman onlardan hem siz yiyin, hem kendi halinden memnun olana hem de isteyene yedirin. Onları bu şekilde sizin hizmetinize verdik; belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.

[*] Büdn, müsinn yani yaşını tamamlamış ve büluğa ermiş hayvan demektir.

37. Onların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; ona ulaşacak olan sizin takvanızdır[1*]. Onları bu şekilde sizin hizmetinize verdik ki Allah’ın yol göstermesine karşılık tekbir[2*] getiresiniz. Sen güzel davrananlara müjde ver.

[1*] Allah’tan çekinerek kendini koruma, kendini(fıtratını) bozmama isteği. Bakınız Bakara 2/2.

[2*] Tekbir: saygı göstermek, hayran olmak, önünde saygı ile eğilmek, ululamak, tapmak (Örneğin: ‘Allah-u ekber: Allah en büyüktür’ demek.)


77. Ey inanıp güvenenler! Rükû edin, secde edin, Rabbinize kul olun ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.

78. Allah yolunda hakkıyla mücadele (cihad) edin. Size fırsat veren O’dur. Bu dinde size bir güçlük yüklememiştir. Babanız İbrahim’in şeriatına uyun. Allah size daha önce ‘Müslüman (tam teslim olan)’ adını verdi. Bu kitapta da o adı verdi ki elçimiz size örnek olsun. Siz de insanlara örnek olasınız. Namazı tam kılın, zekâtı verin ve Allah’a sıkı sarılın. O sizin en yakınınızdır; ne iyi dost ve ne iyi yardımcıdır.

MÜNAFIKUN SURESİ

İniş Sırası: 104 • Mushaf Sırası: 63 • Medeni Sure • 11 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


9. Müminler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi, Allah'ın zikrinden (kitabını anlamaktan) alıkoymasın. Bunu yapanlar umduğunu bulamazlar.

10. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerden hayra harcayın; yoksa ölüm gelip çatar da şöyle dersiniz: "Rabbim (Sahibim)! Ne olur; beni kısa bir süre daha yaşat da sadaka verip iyilerden olayım."

Afrikadaki açlık

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Güney Sudan, Somali, Yemen ve Nijerya'nın kuzeydoğusunda 20 milyon kişinin karşı karşıya olduğu açlık krizine çözüm bulunabilmesi için uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Allah bu açlık krizleri olmasın diye harcama yapmamızı söylüyor. Yapmazsak ölünce geri dönüp iyilerden olmak için yalvaracağız ama Allah aldığı canı geri iade etmeyeceğini söylüyor.


11. Allah ölümüne izin verdiği hiçbir kimseyi asla ertelemez. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

MÜCADELE SURESİ

İniş Sırası: 105 • Mushaf Sırası: 58 • Medeni Sure • 22 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


9. Ey inanıp güvenenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman; günah, düşmanlık ve Rasûl’e isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı (nasıl korunabilirizi) konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının.

10. O kötü fısıltılar iman edenleri üzmek için, ancak şeytandan kaynaklanmaktadır. Oysa şeytan; Allah’ın izni/onayı olmadıkça, müminlere hiçbir zarar verebilecek güçte değildir. Öyle ise, müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler.

11. Ey inanıp güvenenler! Size; “Meclislerde yer açın” denildiği zaman açın ki, Allah da size genişlik versin. Size; “Kalkın”, denildiği zaman da kalkın ki, Allah içinizden inananların ve ilim/bilim adamlarının derecelerini yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

HUCURAT SURESİ

İniş Sırası: 106 • Mushaf Sırası: 49 • Medeni Sure • 18 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


1. Ey inanıp güvenenler! Allah’ın ve Resulünün/Elçisinin getirdiğinin[*1] önüne geçmeyin.[*2] Allah’tan çekinin; o dinler ve bilir.

[*1] Resul (رسول), “gönderilen”demektir. Bir bilgiyi iletmek için gönderilen elçiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir (Müfredat). Kur’an’daki resul kelimeleri ya elçi ya da Allah’ın Kitabı anlamındadır. Elçi ölümlü, Kitap kalıcıdır. Uhud savaşında Nebîmiz’in öldüğüne dair haberlerin yayılması üzerine Allah Teâlâ şöyle demiştir: “Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?” (Al-i İmran 3/144) Aramızda sürekli kalacak olan resul, Kur’an olduğu için bu âyette kelimeye başka anlam verilemez.

[*2] Bunu açıklayan ayet şudur: Allah, yani (O’nun sözlerini size taşıyan) Kıtabı bir işi kesinleştirdiğinde inanıp güvenmiş bir erkeğin ve kadının, kendi işlerinden dolayı seçme hakkı kalmaz. Kim, Allah'a yani (size O’nun sözlerini taşıyan) Kıtabına baş kaldırırsa açık bir şekilde sapmış olur. (Ahzab 33/36)

2. Ey inanıp güvenenler! Sözlerinizle Nebi’nin sözünü bastırmayın. Onunla konuşurken de birbirinizin diğerine yaptığı gibi sesiniz yükseltmeyin. Yoksa işleriniz boşa çıkar da farkına bile varamazsınız.

3. Allah’ın yani (O’nun sözlerini taşıyan) Kitabının yanında seslerini kısanlar, Yanlışlardan korunmaları (takva) konusunda Allah’ın, kalplerini sınavdan geçirdiği kişilerdir. Onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.


6. Ey inanıp güvenenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip, yaptığınıza pişman olmamak için, o haberin doğruluğunu iyi araştırın.


9. Eğer inananlardan iki grup birbirlerini öldürürlerse, aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna, (sulha, saldırmazlığa) dönünceye kadar, haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (sulha, barışa) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah âdaletli davrananları sever.

10. Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.

11. Ey inanıp güvenenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklıkla adlandırılmak ne kötüdür! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.

12. Ey inanıp güvenenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

TAHRİM SURESİ

İniş Sırası: 107 • Mushaf Sırası: 66 • Medeni Sure • 12 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


6. Ey inanıp güvenenler! Tutuşturucusu insanlar ve taşlar olan bir ateşe karşı kendinizi ve ailenizi koruyun.Orayı iri gövdeli, kaba ve sert tabiatlı melekler yönetirler. Onlar, Allah’ın emrine karşı gelmezler; kendilerine ne emredilmişse onu yaparlar.


8. Ey inanıp güvenenler! Örnek bir dönüşle Allah’a dönün. Belki Sahibiniz, nebilerini ve inanıp güvenenleri (müminleri) aşağılamayacağı günde kabahatlerinizi örter de sizi içinden ırmaklar akan bahçelere yerleştirir. (Oraya gidecek olanların) Nurları önlerini ve sağ yanlarını aydınlatır. Şöyle derler: “Rabbimiz, nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Her şeye bir ölçü koyan sensin.”

TEGABÜN SURESİ

İniş Sırası: 108 • Mushaf Sırası: 64 • Medeni Sure • 18 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


14. Ey inanıp güvenenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size karşı haddini aşanlar olur[*]; onlara karşı dikkatli olun. Ancak kusurlarını görmez, yeni bir sayfa açar ve yaptıkları yanlışları örterseniz bilin ki Allah da sizin yanlışlarınızı örter ve ikramda bulunur.

[*] Kelimenin kökü olan adv = عدو , haddini aşmak ve uyumsuzluk etmektir (Müfredât)

15. Mallarınız ve çocuklarınız sadece sizi imtihan etmek içindir. Büyük ödül Allah katındadır.

16. Siz, var gücünüzle Allah’tan çekinerek korunun. O’nu dinleyin ve O’na boyun eğin. Kendi iyiliğiniz için hayra harcama yapın. İçlerindeki doyumsuzluktan korunanlar umduklarına kavuşacak olanlardır.

17. Allah’a güzel bir ödünç verirseniz O size, kat kat fazlasını verir ve durumunuzu düzeltir. Üzerine düşeni eksiksiz yapan ve yumuşak davranan Allah’tır.

SAF SURESİ

İniş Sırası: 109 • Mushaf Sırası: 61 • Medeni Sure • 14 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


2. Ey inanıp güvenenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?

3. Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında sevilmeyen bir iştir.

4. Hiç şüphe yok ki Allah saldırganlara/teröristlere karşı, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi, saf bağlayarak çarpışanları sever.


10. Ey inanıp güvenenler! Sizi çok acıklı bir azaptan kurtaracak bir ticaret, göstereyim mi?

11. Allah’a ve Rasûlüne inanır; mallarınızla ve canlarınızla; Allah saldırganlara karşı izin verdiği için cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.

12. (Bunu yapınız ki) Allah günahlarınızı bağışlasın; sizi içinden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koysun. İşte bu büyük başarıdır.

13. Seveceğiniz başka bir kazanç daha var: Allah’tan bir yardım ve yakın bir fetih (Mekke’nin fethi). (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele!

14. Ey inanıp güvenenler! Allah’ın yardımcıları olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa da Havarilere; “Allah’a giden yolda, benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler de; “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, onlara düşmanlık yapanlara karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.

CUMA SURESİ

İniş Sırası: 110 • Mushaf Sırası: 62 • Medeni Sure • 11 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


9. Ey inanıp güvenenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında alış verişi bırakın; Allah’ın zikrine[1*] koşun[2*]. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

[1*] Allah’ın zikri, Allah’ın kitabıdır (Hicr 15/9, Enbiya 21/24). Allah’ın zikrine koşmanın ilk anlamı, cuma hutbesidir. Çünkü hutbe, Allah’ın kitabı ile ilişki kurarak bir konuyu anlatmak için okunur. Namaz da o Zikri öğrenmek için kılındığından (Taha 20/14) Allah’ın zikrine koşmanın ikinci anlamı Cuma namazına gitmektir.

[2*] Bu emir, kadın için de erkek için de geçerlidir.

10. Namazı bitirdiğinizde yeryüzüne dağılın[*] ve Allah’ın lütfunu arayın. Allah’ın sözlerini sık sık hatırlayın ki umduğunuza kavuşasınız.

[*] Cuma namazı kılındığı takdirde öğle namazı kılınmamasının nedeni bu ayettir.

MAİDE SURESİ

İniş Sırası: 112 • Mushaf Sırası: 5 • Medeni Sure • 120 Ayet

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


1. Ey inanıp güvenenler!, Akitlerinizin[1*] gereğini yerine getirin. (Aşağıda) okunacak olanlar dışındaki en’am size helâl (serbest) kılınmıştır ama ihramlı iken avladığınızı helal görmeyin[2*]. Allah istediği hükmü verir.

[1*] Akit, sözleşme demektir. Müminlerin asıl sözleşmeleri Allah iledir. Bu şekilde oluşturdukları bağa itikad denir. İtikad, kişinin inancını gösterir. Yaptığı ameller (işler) de bu inancının gereğidir. Burada ifade edilen helal ve haramlar, bu itikadın gereklerindendir. Müminler, insanlarla yaptıkları sözleşmelere de uymak zorundadırlar.

2. Ey inanıp güvenenler!! Allah’a kulluğun simgelerini[1*], haram aylarını, hedyi[2*], gerdanlığı olan kurbanlıkları[3*], Rablerinin ikramını ve rızasını elde etmek için Kâbe’ye yönelenleri basite almayın. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram’a girmenizi engellediler diye bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi aşırılığa sevk etmesin. İyilikte ve yanlışlardan korunmada (takvada) yardımlaşın ama günahta ve taşkınlıkta yardımlaşmayın. Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun. Allah, suçla ceza arasında sıkı bağ kurar.

[1*] Bunlar menasik-i hac denen ve hac ibaretinin yapıldığı yerler olan Ka’be, Safa ile Merve, Arafat, Mina ve Müzdelife’dir.

[2*] Hedy, hacının yanında getirdiği kurbanlık hayvandır. Mahill, kesim vakti veya kesim yeri demektir. Hedyin kesim yeri harem bölgesi, kesim vakti de kurban bayramı günleridir. (Hac 22/28).

[3*] Bir hayvanın kurban olarak belirlendiğini göstermek için boynuna takılan halka, nişan ve işarete verilen ad. Kurbanların gerdanına haremdeki bazı ağaçların iç kabuğu bağlanırdı. Bunlar onların gerdanlığı oldurdu. Böyle gerdanlıklı olmayan kurbanlıklara “hedy” denirdi. (Taberi)

3. Size haram kılınanlar şunlardır: Ölü hayvan (leş), kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilmiş olanlar. Boğulan, vurulan[1*], bir yerden düşen, boynuz darbesi alan ve yırtıcılar tarafından yenen hayvanları, ölmeden keserseniz haram olmazlar. Sunaklar[2*] üzerinde kesilenler ile çekilişle kısmet aramanız[3*] da size haramdır. Bütün bunlar fısk (yoldan çıkmak) olur. Ayetleri görmezlikte direnenler (kafirler), bugün dininizden ümitlerini kesmişlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi olgunlaştırdım, size olan nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâm’ı uygun gördüm. Her kim günaha eğilimi olmadan açlıktan dolayı (bu yasakları çiğnemeye) mecbur kalırsa Allah bağışlar, ikramı boldur.

[1*] Bazı ülkelerde, alnına demir saplanarak küçük beyni dağıtılan hayvanlar, ölmeden önce kesilirlerse haram olmazlar.

[2*] Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılan taş masa. (Türk Dil Kurumu)

[3*] Tombala ve piyango çekilişlerine katılmak ve onlardan kazanç elde etmek haramdır.

4. Sana, kendileri için neyin helâl kılındığını soruyorlar. De ki “Temiz olanlar helâl kılındı.” Eğittiğiniz ve Allah’ın verdiği bilgi ile yetiştirdiğiniz avcı hayvanların, sizin için tuttuklarını “Bismillah (Allah'ın adıyla)” diyerek yiyin. Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun çünkü Allah, hesabı çabuk görür.

5. Bugün size, temiz olanlar helâl kılındı. Kendilerine Kitap verilmiş olanların yiyeceği size helâl, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Mehirlerini verir, namuslu olur, gizli dost tutmazsanız, iffetli (namuslu) mümin kadınlar ile kendilerine Kitap verilmiş olanların iffetlileri size helâldir. Kim imanını göz ardı ederse yaptıkları boşa gider, Ahiret'te kaybedenlere karışır.

6. Ey inanıp güvenenler!! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı[1*] ve ayak bileği kemiklerine kadar ayaklarınızı mesh edin[2*]. Eğer cünüp olmuşsanız[3*] yıkanın. Hasta veya yolcu olur yahut sizden biri ayak yolundan[4*] gelir ya da kadınlarınızla birlikte olur da [5*] su bulamazsanız, temiz yüzeye (toprağa) yönelin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. Onun isteği sizi arındırmak[6*] ve size olan nimetini tamamlamaktır. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.

[1*] Ayetin bu bölümüne "başınızın bir kısmı" anlamı verilebileceği gibi "başınızın tamamı" anlamı da verilebilir. Hanefiler başın dörtte birini, Şafiiler de çok az bir yerini mehtmeyi farz sayarken Malikîler ve Hanbeliler başın tamamını meshetmenin farz olduğunu söylemişlerdir.

[2*] Mesh: Bir şeyin üzerine elle dokunma.

[3*] Cünüp: Cinsel ilişkiyle veya başka yolla meyana gelen orgazm hali.

[4*] Kişinin boşaltma ihtiyacını giderdiği yer, tuvalet, hela

[5*] Cinsel ilişkide bulunursanız. Cünüplük de bu kapsamda yer alır.

[6*] O gün güven içinde sizi uykuya daldırmış, sizi arındırmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve ayaklarınızı yere sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırmıştı (Enfal 8/11)

7. Allah’ın size olan nimetini ve sizinle sözleştiği zaman O’na verdiğiniz sözü hatırlayın; hani “İşittik ve itaat ettik” [1*] demiştiniz. Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun, çünkü Allah içinizde olanı bilir

[1*] Kur’ân’ın Allah’ın kitabı olduğunu kavrayanlar, Allah’a içten söz verirler. Bunu gösteren âyet şudur:

“Bu elçi, Sahibinden (Rabbinden) kendine indirilen her şeye inanıp güvenmiştir, müminler de öyle! Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. “O’nun elçileri arasında ayrım yapmayız.” derler. Şunu da derler: “Dinledik ve boyun eğdik! Bağışla bizi ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Dönüp varılacak yer, Senin huzurundur.” (Bakara 2/285)

8. Ey inanıp güvenenler!, Allah için dik duran ve hakça şahitlik yapan kimseler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi dengesiz davranma suçuna sürüklemesin. Siz âdil (dengeli) olun; kendinizi korumak için uygun[*] olan budur. Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun. Çünkü Allah, yaptığınız şeyin iç yüzünü bilir.

[*] akrab(أَقْرَبُ) kelimesi ism-i tefdil değil, sıfat-ı müşebbehe sayılarak anlam verilmiştir. Çünkü ayet dengesiz davranmayı yasaklamaktadır.


35. Ey inanıp güvenenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya bir vesile (iş/ibadet [namaz veya dua] ile bir fırsat) arayın ve O’nun izin verdiği şekilde, saldırganlara karşı cihat edin ki, kurtuluşa eresiniz.


38. Erkek hırsız ile kadın hırsızın ellerini kesin ki kazandıklarına karşılık bir ceza, Allah tarafından bir caydırma olsun. Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah’tır.

39. Kim, yaptığı bu yanlıştan sonra dönüş yapar ve kendini düzeltirse, Allah onun dönüşünü(tevbesini) kabul eder. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.


51. Ey inanıp güvenenler (müminler)! Yahudileri ve Hristiyanları dost (veli) bilmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır. Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.


54. Ey inanıp güvenenler! İçinizden dininden dönenler olursa bir süre sonra Allah, yerlerine sevdiği bir topluluğu getirir. Bunlar Allah’ı sever, inanıp güvenenlere saygı duyar, âyetleri görmezlikte direnenlere (kâfirlere) karşı dik durur; Allah yolunda mücadele eder ve kınayanın kınamasından da korkmazlar. İşte Allah’ın lütfu budur; onu, gereğini yapana[*] verir. Allah’ın imkanları geniştir, her şeyi bilir.

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredat) Gerekeni yapmayan, o şeyi yapmış olmaz.

55. Sizin yakın dostunuz (veliniz) sadece Allah ve Elçisidir; bir de namazını tam kılan ve saygıyla zekatını veren müminlerdir.


57. Ey inanıp güvenenler!, sizden önce kendilerine Kitap verilenler arasından dininizi hafife alıp oyun edinenleri ve ayetleri görmezlikten gelen diğerlerini veli edinmeyin. İnanıp güveniyorsanız Allah’tan çekinin.


87. Ey inanıp güvenenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.

88. Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helâl, iyi ve temiz olanlarından yiyin ve inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının.


90. Ey inanıp güvenenler! Hamr (kişiyi sarhoş edip uyuşturan şeyler)[1*], şans oyunları[2*], sunaklar[3*] ve ezlam[4*], şeytan işi zararlılardır. Onlardan uzak durun ki umduğunuza kavuşasınız.

[1*] Arapçada ‘hımar = الخمار’ baş örtüsü, ‘hamr = الخمر aklı örten şeydir. Bugünkü anlamında bunlar sarhoş edici ve uyuşturucu (narkotik) maddelerdir.

[2*] Şans oyunları diye meal verdiğimiz meysir üç âyette hamr ile birlikte zikredilir (el-Bakara 2/219, el-Mâide 5/90-91) Kolayca mala kavuşmayı amaçlayan bütün şans oyunları; piyango, tombala ve her türlü kumar bu kapsama girer.

[3*] Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılan taş masa. (Türk Dil Kurumu)

[4*] Câhiliye Arapları yolculuğa çıkma, savaşa gitme, evlenme, şüpheli çocukların nesebini tayin etme, ticaret yapma, su kuyusu açma, hatta kumar oynama gibi kendilerince önemli olan işlere başlamadan önce tahtadan yapılmış ve kanat takılmamış ince oklar üzerine “yap, yapma” şeklinde alternatifler yazıp bir torbaya koyarlar, daha sonra içlerinden birini çekerek çıkan yazıya göre girişilen işin kendileri için uğurlu veya uğursuz olacağına inanır ve ona göre hareket ederlerdi. Ezlâmın beyaz çakıl taşlarından yapılmış tavla zarı şeklinde veya satranç taşları gibi olduğunu rivayet edenler de vardır. Arap tarihçileri ezlâmı iki grupta toplarlar. 1. Fal Okları. Sayısına ve bulunduğu kimselere göre ikiye ayrılır. a) Üçlü fal okları. Herkesin yanında taşıdığı üç okun birinde, “Rabbim bana emretti” veya “yap”; diğerinde, “Rabbim bana yasak etti” yahut “yapma” diye yazılır, üçüncüsünde ise yazı bulunmaz ve çekilen kısmette ne çıkarsa ona göre hareket edilirdi. Eğer yazısız ok isabet ederse kısmet çekme işlemi tekrarlanırdı. b) Yedili fal okları. Kâbe’nin içindeki Hübel adlı putun yanında veya kâhinlerle hakimlerin nezdinde bulunan ve her biri üzerinde “evet”, “hayır”, “sizden”, “başkasından”, “açık değil”, “diyet”, “su” ifadelerinden biri yazılmış olan yedi ok bir işi yapmak veya yapmamak, nesebi şüpheli görülen bir çocuğun babasını belirlemek, öldürülen kimsenin diyetini ödetmek, su kuyusu açmak, evlenmek gibi değişik maksatlarla kullanılırdı. Bu işlerden biriyle ilgili olarak kısmetini tayin etmek isteyen kişi hediyelerle birlikte Kâbe’nin hizmetçisine yahut yedi oku bulunan kâhinlere gider, kısmet çektirir, çıkan sonucun putların iradesine uygun olduğuna inanır ve ona göre hareket ederdi. 2. Kumar Okları. On oktan oluşan ve bir tür piyango çekilişine benzeyen bu okların üçü boş bırakılır, yedisine birden yediye kadar hisseler takdir edilip yazılırdı. On kişi arasında yapılan çekilişte boş okları çekenler ortaya konan maldan pay alamadıkları gibi kumara konu teşkil eden malın parasını da öderlerdi. Bu tür oklar daha çok bir deveyi kesip etini çeşitli hisselere ayırmak suretiyle oynanan kumarda kullanılırdı (DİA-Musafa Öz).

milli piyango kuyruğu

Resimdeki kuyruk Allah'ın "şeytan işi zararlısı" diye tanımladığı Milli Piyango kuyruğu.


91. Şeytan; içki (sarhoşluk ve uyuşturucu ile) ve kumarla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; Allah’ı anmaktan (emir ve yasakları hatırlamaktan) ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

92. Öyleyse Allah’a itaat edin, Rasûl’e itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki, Elçimiz’e düşen sadece apaçık tebliğdir.


95. Ey inanıp güvenenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse, (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza) öldürdüğünün dengi olup, hediye olarak ulaştırılmak üzere, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği; bir kurbanlık hayvan veya yoksulları yedirmek suretiyle kefâret, yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

96. Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere, deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Kara avı ise, ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız, Allah’a karşı gelmekten sakının.


100. (Ey Muhammed!) De ki: “Kötü ve çirkin olan şeylerle, iyi ve güzel şeyler bir olamaz. Kötünün çokluğu hoşunuza gitse bile.” O halde ey akıl sahipleri (aklını kullananlar), Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz.

101. Ey inanıp güvenenler! Gösterildiğinde sizi kötü duruma düşürecek şeyleri istemeyin[1*] Allah sizi ondan muaf tutmuştur[2*]. Kur’an indirilirken isterseniz size gösterilir. Allah bağışlar ve yumuşak davranır.

[1*] Bu âyet genellikle Nebîmize her şeyin sorulmaması gerektiği şeklinde anlaşılmıştır. Bu anlayış çok sayıda âyete terstir. (Bakara 2/189, 215, 217, 219, 220, 222, Maide 5/4, Araf 7/187, Enfal 8/1, 17/85, Kehf 18/83, Taha 20/105, Naizat 79/42) Kendine soru sormak için gelen ama kişi Abdullah b. Ümmi Mektum’a ilgi göstermemesi sebebiyle ağır bir şekilde eleştirilmiştir. (Abese 80/1-4)

[2*] Mekkeli müşrikler mucize talebinde bulunmuşlar (İsra 17/90-93, Ra’d 13/7) ama Allah Nebîmizi ondan muaf tutmuştu. Bunu, Mekke’de inen şu âyetten öğreniyoruz: “Seni âyetlerle/mucizelerle göndermemizi engelleyen tek şey, öncekilerin onlar karşısında yalana sarılmalarıdır. Semûd’a, gerçeği gösteren âyet/mucize olarak bir dişi deve vermiştik ama ona yanlış yapmışlardı. Biz âyetleri/mucizeleri sadece korkutmak için göndeririz.” (İsra 17/59)


105. Ey inanıp güvenenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’ın huzurunadır. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir.

106. Ey inanıp güvenenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına; “Akraba da olsa şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler.

107. (Eğer sonradan) o iki kişinin, günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz, onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler.

108. Bu (yöntem), şahitliği lâyıkıyla yerine getirmelerini ya da yeminlerinin yeterli olmayacağını, başkalarının da, yemin hakkına sahip olduklarını bilmelerini sağlayan, daha iyi bir çözümdür. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah fasık (yoldan çıkan) bir toplumu doğruya iletmez.

TEVBE SURESİ

İniş Sırası: 113 • Mushaf Sırası: 9 • Medeni Sure • 129 Ayettir

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.


23. Ey inanıp güvenenler! ayeti görmezlikten gelmeyi (kafirliği), inanıp güvenmeye (imana) tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile yakın dost (veli) edinmeyin. Kim onları dost edinirse, onlar kendilerine yazık etmiş olurlar.

24. De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, zarara uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, Rasûlü’nden ve O’nun izin verdiği şekilde, saldırganlara karşı cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez.”


28. Ey inanıp güvenenler! Müşrikler (saldırganlar/teröristler), ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan (ticaretinizin eksilmesinden) korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah; bilen ve doğru hüküm/karar verendir.


38. Ey inanıp güvenenler! Ne oldunuz ki size; “Allah izin verdiği için, size saldıranlara karşı sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.

39. Eğer Allah izin verdiği halde, size saldıranlara karşı sefere çıkmazsanız, sizi çok acıklı bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.


41. Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde, Allah izin verdiği için saldırganlara karşı sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla, Allah’ın izin verdiği şekilde saldırganlara karşı cihat edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.


113. Cehennem ahalisi oldukları iyice belli olmuş olan müşriklerin bağışlanmalarını istemek ne Nebiye düşer ne de müminlere; isterse en yakınları olsun.

114. İbrahim’in babasının bağışlanmasını istemesi sadece ona verdiği sözden dolayı idi. Ama onun Allah’a düşman olduğunu iyice anlayınca o işten uzak durdu. İbrahim çok içli ve yumuşak huyludur.

115. Allah bir topluluğu yola gelmiş saydıktan sonra sakınmaları gereken şeyi açıkça bildirmedikçe onları yoldan çıkmış saymaz. Allah her şeyi bilir.


119. Ey inanıp güvenenler! Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun ve özü sözü doğru olanlarla birlikte olun.


123. Ey inanıp güvenenler! Yakınınızda bulunan kâfirlerle savaşın ki sizde sarsılmaz bir güç olduğunu görsünler. Bilin ki Allah, kendisinden çekinerek korunanlarla beraberdir.